ALİ BABACAN “GENÇLERİNİN TERK ETTİĞİ BİR ŞEHİR OLMAK BARTIN’IN KADERİ DEĞİL”
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel
Başkanı Ali Babacan partisinin 1. Olağan Kongresi için Bartın’daydı. Tek
listeyle Ali Yıldırım’ın il başkanı seçildiği kongrede Babacan, ülke
ekonomisinden Bartın’daki işsizlik sorununa kadar pek çok konuya değindi.
Farklı fikirleri dile getirmekten korkmayan, cesur ve zengin bir Türkiye için yola çıktıklarını söyleyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kimliği inancı ideolojisi her ne olursa olsun, kimliği inancı ne olursa olsun herkese özgürlük adalet, fırsat eşitliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri altında, yeni bir toplumsal sözleşme ile buluşturabiliriz. Artık konuşmaktan ve farklı fikirlerden korkmayan, cesur, özgür ve zengin bir Türkiye istiyoruz. İstiklal Marşı’nın girişinde söylendiği gibi artık hep beraber “korkma Türkiye” demeliyiz. Daha zor şartlarda 1923’de cumhuriyeti kurduk, 1950’de demokrasiye doğru ilk adımı attık. Bir kere daha yapabiliriz. Kimsenin kokuyla başına öne eğmeyeceği, kimsenin fikrini söylemekten kaçınmayacağı bir ülkeyi sizlerle hep beraber inşa edebiliriz. Her an korku yaymayı pompalayanlara inat biz umudu yaymaya devam edeceğiz. Çünkü bu topraklar bunu başarabilir. DEVA Partisi bunu başarabilir, DEVA Partisi bunun için hazır.
İktidar halkımızı
yoksullaştırdı.
Bu ülkenin kazanımı, hazinede ne varsa hepsini tükettiler. Ülkemizi yönetenler büyük bir yoksul kesim oluşturdu. Bugünkü iktidar halkımızı yoksullaştırdı. Hayırlı hiç bir göstergede rekor kıramazken Türkiye, gelir adaletsizliğinde listenin başlarında. İşsizlikte rekor kırılıyor. Biliyorsunuz şu anki işsizlik rakamları TÜİK’in kuruluş tarihinden bugüne kadar en yüksek orana çıkmış durumda. Türkiye OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında üçüncü sırada. Her üç kişiden birisi işsiz… Her üç gencimizden biri ne işte ne de okulda. Türkiye’deki çocuk yoksulluğu da OECD ülkelerinin ortalamalarının yaklaşık olarak iki katı. Nüfusumuzun yüzde yetmiş biri borç ve taksit ödüyor. Ülkemizde 17 milyon yoksul bulunuyor. Yani nüfusumuzun beşte biri artık yoksul. Bu ülke bu çağda böyle bir genç nüfusa sahipken yoksulluğa nasıl mahkûm edilebilir; gerçekten üzülüyoruz.
Diyorlar ki dış güçler yüzünden ekonomimiz iyi değil. Apaçık adını koyalım arkadaşlar. Hayat pahallılığının ve işsizliğin tek bir nedeni var o da kötü yönetim. Geçtiğimiz haftalarda dolar değer kaybetti. Gelişmekte olan ülkelerin tamamının parası değerlendi. Fakat değer en hızlı düşen, en çok düşen bir ülkenin parası var o da maalesef Türk Lirası. Paramız değer kaybediyor, asgari maaşla insana yakışır bir şekilde bir ay yaşamak artık mümkün değil. Bu rakamlar ailelerin artık geçinemediğini gösteriyor. Çocukların iyi beslenemeyeceğini gösteriyor.
Vatandaşa yoksulluk reva görürdü
Pandemi döneminde işten çıkarmalar yasaklandı ama işverenler çalışanlarını ücertsiz izne çıkardı. Bu çalışanlara ödenen aylık bin liranın biraz üzerinde bir rakam. Vatandaşa yoksulluk reva görürdü. Bir de sosyal yardımları lütuf gibi yapıyorlar. Eğer sosyal desteğe ihtiyacı olan vatandaşlarımız varsa yardımlar zaten onların hakkıdır. Onlar zamanında vergi ödemiştir. En basitinden harcarken vergi ödüyorlar şu anda. Su alırken içerisinde vergi var. Elektrik faturasına bakın içinde kaç tane vergi var. Bir de TRT payı var. Şu anda bu ışıkları yakarak TRT’ye hepimiz ödeme yapıyoruz. Ama TRT şu anda tek bir partinin yayın organı haline geldi.
Sosyal yardımlar sosyal devlet olmanın zorunluluğudur
Hem doğru düzgün yönetemiyorlar hem milleti yokluğa mahkûm ediyorlar. Hem de o yoksul kesime yardım ederken parti logolarını amblemlerini kullanıyorlar. Hâlbuki bizim kültürümüzde sağ elin verdiğini sol el bilmez. Bizim yardım anlayışımız budur. Önce yoksulluğa mahkûm edip sonra lütuf gibi yardım yapıyorlar. Sosyal yardım bile objektif kriterlere göre değil, siyasi tercihlere göre yapılıyor. Sosyal yardımlar partilerin veya birilerinin reklam yapacağı şeyler değildir. Sosyal yardımlar sosyal devlet olmanın zorunluluğudur. Alınan vergilerin gerçek sahipleri ile paylaşılmasıdır. Ama değerli arkadaşlar üzülerek söylüyorum ki bu yönetim anlayışı ile daha iyisini görmemiz mümkün değil. O dönem kapandı. Bir de bu yardımlar sanki kendileri giderse yok olacakmış, artık verilmeyecekmiş gibi bir hava da oluşturuyorlar. Hiç kimse bundan korkmasın biz tam tersine sosyal yardımları hak temelli bir sisteme oturtacağız. Yardımlar iktidar partisinin bir lütfu değil, vatandaşımızın bir hakkıdır.
Biz sosyal yardımları siyasi rant alanı olarak görmeyiz. Görmeyeceğiz. Sosyal yardımları hak temelli bir yaklaşımla ele alacağız. Sosyal yardımları hak temelli olarak yeniden düzenleyeceğiz. İhtiyaç sahiplerini kendimiz gidip bulacağız, bu zaten sizin hakkınız ve hakkınızı yerine getirmek için buradayız diyeceğiz. Aile odaklı bir yaklaşımla bu sistemi kuracağız. Yoksulluğu bu ülkenin kaderiymiş gibi gösterenlere inat halkımızı zenginleştireceğiz; ama şu andaki yönetim gibi değil. Onlar zenginleşme deyince üç beş kişinin zenginleşmesini anlıyorlar. Biz halkımızın topyekûn zenginleşmesi için çalışacağız.
Gençlerinin göç ettiği bir şehir olmak Bartın’ın kaderi değil.
Bartın’ın sorunlarını biliyoruz. İşsizlik sorunu ne yazık ki Bartın’ı da etkiliyor. Bartın’ın da işsizlik sorunu var. Bartın’da yeni iş sahaları oluşturmamız gerekiyor ki bu soruna bir çözüm bulabilelim. Ama bunun için öncelikle yapılması gereken nedir: güven ortamının temin edilmesi. Güven ikliminin olmadığı yerde yatırım olamaz. Yatırım yoksa işsizlik artar. İşsizliğin olduğu yerde bunalım vardı, çaresizlik vardır. Gençlerinin göç ettiği bir şehir olmak Bartın’ın kaderi değil… Bartın’da filyos liman projesi yıllardır gündemde. Sürekli konuşuluyor ama proje yerinde sayıyor. Laf çok ama icraat yok. Olimpiyatlarda laf üretme yarışması yapılsa baya bir madalya kazanır herhalde hükümet. Laf üretiyorlar ama yok, icraat var mı yok. Bartın halkının kentini ne kadar çok sevdiği, eşsiz doğasına nasıl sahip çıktığını biliyoruz. Biz çevre politikalarımızı, doğayla uyumlu hareket etmeyi parti programımıza açık bir şekilde yazdık. Canlı ve cansız tüm varlıkların haklarını koruyacağız. Çevre duyarlığı nesiller arası adalet içinde çok önemlidir. Atalarımızdan miras aldığımız değerleri sonraki kuşaklara taşıyabilmenin bilinciyle hareket edeceğiz. Biz kendi çıkarlarımız için doğayı yok edersek gelecek nesillerin hakkından çalmış oluruz. Bunu iyi biliyoruz. Bu nedenle doğaya zarar vermemek zorundayız. Üzerinde gemi seferleri yapılan tek ırmağımız Bartın Irmağı’nın Bartın’a yaraşır şekilde ıslahını ve çevre düzenlemesini de çok önemsiyoruz. Biz Bartın’ın her bir bireyini zenginleştirmek için çalışacağız. Biz Bartın’ı turizm ile ayağa kaldırmaya hazırız.”
Adamcağız Siz Ne
Diyorsanız Onu Yaptı
Babacan, Merkez Başkanı Başkanı Murat Uysal’ın görevden alınmasına da değindi: “Mazeret dış güçler lobiler falan... Kötü gidişatı bir bürokrata fatura ettiler. Adamcağız siz ne diyorsa yaptı zaten, adamın bağımsızlığı mı kaldı. Ama suçun sorumluluğu onlarda kalmasın diye merkez başkanını görevden aldılar. Ama kaçamayacaklar. Kaçacak yerleri yok. Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunun sorumlusu bu yönetimdir. Biz sürekli hatırlayacağız, unutturmaya çalışsalar bile hatırlatacağız. Başka hedef gösterseler bile, kötü yönetiyorsunuz diyeceğiz. Onun için memleket bu halde diyeceğiz, biz bu düzene son vereceğiz.”
